Blog

Galata'da 48 saat

Galata2 Ağustos 20265 dakikalık okuma

Galata'da 48 saat

Galata'nın en iyi tarafı, iki gününüzü hiç araca binmeden geçirebilmeniz. Semt küçük, yokuşlu ve her şey birbirine yakın. Aşağıdaki program bunun üzerine kurulu.

Birinci gün, sabah. Kapıdan çıkıp yokuş aşağı Karaköy'e inin. Sahil boyunca yürümek yirmi dakika sürer ve İstanbul'u ilk kez böyle görmek, herhangi bir müzeden daha iyi bir başlangıçtır. Kahvaltıyı Karaköy'de yapın; menemen ve demli çay, saat on birden önce en iyi hâlindedir.

Öğleden sonra. Galata Kulesi'ne dönün. Sıra varsa beklemeyin — kuleye çıkmak zorunlu değil, asıl manzara etrafındaki sokaklarda. Serdar-ı Ekrem Caddesi'ndeki eski apartmanlar, Galip Dede'deki müzik aletçileri ve ara sokaklardaki küçük atölyeler bir öğleden sonrayı rahat doldurur.

Akşam. İstiklal Caddesi'ne çıkın ama ana caddede kalmayın; asıl yerler yan sokaklarda. Yemekten sonra Tünel tarafına doğru yürüyün, kalabalık orada seyrelir.

İkinci gün. Vapurla karşıya geçin. Karaköy'den Kadıköy ya da Üsküdar, yarım saatlik bir Boğaz turu yerine geçer ve turistik teknelerin dörtte biri kadar tutar. Öğleden sonra Tarihi Yarımada'ya geçmek isterseniz Galata Köprüsü'nü yürüyerek geçin — beş dakika sürer ve köprünün altındaki balıkçılar başlı başına bir durak.

Akşamüstü yokuşu çıkmak istemezseniz Tünel füniküleri iki dakikada sizi yukarı taşır. Şehrin en eski metrosu ve hâlâ çalışıyor.

Bir uyarı: semt gerçekten yokuşlu. Rahat ayakkabı getirin ve günü aşağıdan yukarı değil, yukarıdan aşağı planlayın.