
İstanbul'da kasımdan marta kadar yağmur olağan. Kötü haber, Galata'nın arnavut kaldırımlarının ıslakken gerçekten kaygan olması. İyi haber, semtin içeride geçirilecek yerlerinin birbirine çok yakın olması — bir günü hiç ıslanmadan geçirebilirsiniz.
Sabah. Kapıdan çıkıp Galip Dede Caddesi'ne inin. Cadde boyunca müzik aletçileri var; hepsi küçük dükkânlar, hepsi içeride ve girip bakmanız hoş karşılanır. Bir bağlamanın nasıl akort edildiğini izlemek yağmurlu bir sabahı doldurur.
Öğleye doğru Galata Mevlevihanesi'ne geçin. Tünel'in hemen başında, kapalı bir avlunun içinde. Küçük bir müze; yarım saat yeter ama sema salonunun ahşabı ve bahçedeki mezar taşları o yarım saati hatırlatır.
Öğle yemeği Karaköy'de. Yokuş aşağı beş dakika, ama ıslak taşta on. Balık lokantaları köprünün altında, kapalı ve sıcak.
Öğleden sonra Salt Galata'ya girin. Eski Osmanlı Bankası binası; kütüphanesi ve okuma salonu herkese açık, kahve içebileceğiniz bir katı var ve içeride saatlerce oturulabilir. Girişi ücretsiz.
Akşamüstü Tünel füniküleriyle yukarı çıkın. İki dakika sürüyor, üstü kapalı ve yokuşu tırmanmaktan kurtarıyor — yağmurlu bir günde tek başına bir sebep.
Pratik iki not: ayakkabınızın tabanı düz olmasın, ve şemsiyeden çok kapüşonlu bir mont işe yarar. Boğaz'dan gelen rüzgâr şemsiyeyi ters çevirmeyi seviyor.